|
|
Köyümüzde eski düğünler, adetler Trakya bölgesinden
buraya geldiğimiz gibi sürdürülmüştür. Gelin
almalarda öküz arabaları kullanılıp, o zamanki
kilimiyle,cacalasıyla,halısıyla özellikle süslendirilirmiş.
Güreş tutulup, eğlenceler, at yarışları
gibi çeşitli etkinlikler yapılırmış.
Köyümüzde kadınlar ayrı, erkekler ayrı
gruplar halinde düğünlerde bulunmaktaydı. Son
zamanlarda bu adetler, tabiki çağdaşlaşma
nedeniyle her yerde görüldüğü gibi, köyümüzdede değişikliklere
uğramıştır. Zamanla öküz arabalarının
yerini taksiler almış, gelin alıcıları
taksilerle yapılmaya başlanmıştır.
Düğünlerde, bugünkü yöremizde oynanan, Rum kökenli
bir oyun olan çiftetelli gibi hareketli oyunlarla düğünler
yapılmakta, sadece müziğe dayalı düğün törenleri
yapılmaktadır.
Hiç değişmemiş geleneklerden biri olan,
damat kapama olayı vardır. Damat gerdek gecesine
girmeden önce, gelin alıcıdan sonra, o akşamleyin,
yatsı namazını kılar. Köyün ileri
gelenleri, imamı ve aile büyükleriyle birlikte imam nikahı
kıyılarak, normal hayatlarına devam etmektedirler.
Gelinlerin süslenmeleri, eskiden başları örtülüp
bağlanarak, ellerine kına yakılarak gerçekleşirmiş.
Giyimleri
şalvar, entari şeklinde olurmuş. Bugün
ise tamamen modern bir şekilde, kuaföre gidilip,
gelinlerimiz saçlarını özenle yaptırmakta ve bu
şekildede bulunduğumuz zamana uyum sağlanmaktadır.
|
| Geçmişten
Bugüne Bayramlarımız
|
| |
|
Eskiden bayramlarımız kahvelerde veya yakın
akrabalar ziyaret edilerek gerçekleşirmiş.Yalnız
1975-1980li yıllardan sonra, köyümüzde dahada güzel
bir adet haline gelen, toplu bayramlaşmaya yönelinmiştir.
Bayramlarımız, köy camisinde erkeklerin bayram
namazı kılması ile başlar,daha sonra yine
erkekler tarafından, köy meydanında hep beraber büyük
bir halka olunarak,büyüklerin elleri öpülür ve bayramlaşma
yapılır.Daha sonra hep birlikte köy mezarlığına
ziyarete gidilmekte ve köy imamının öncülüğünde
dualar edilmektedir.Bütün bunlar tamamlandıktan sonra
evlere gidilerek herkes ailesiye bayramlaşır.
Bayram eğlencelerinde eskiden daha ilginç, daha
alternatif adetlerimiz vardı. Dönecekler denilen eğlenceler
yapılır, köy gençleri dönecekleri kurarlar, sonrada
kızlar, çocuklar, gençler döneceklerde eğlenirlermiş...
Şimdi ise gençlerimiz, bu adetlerin kalkması
nedeniyle top oynayarak, müzik eşliğinde eğlenerek,
yakınlarını ziyaret ederek bayramlarını
geçirmektedirler.
Daha önce köyümüzde, Kurban bayramlarında her
aile kurban kesemezmiş. Çok sınırlı aileler
kurban keser, oralara gidilip kurban etleri yenilerek, kurban
bayramları karşılıklı yardımlaşma
ve dayanışmayla değerlendiriliyormuş. Fakat
bugün ise hemen hemen her evde kurban kesilmektedir.
Kesilen kurbanlar, inançlarımızın gereği,
belli bir paya ihtiyacı olan, veya kurban kesemeyen
ailelere dağıtılarak kurban paylaşılmaktadır. |
|
| Dünden
Bugüne
Giyim Kuşam ve Uzunalanli |
| |
|
Trakya bölgesinden geldiğimizde, erkeklerin kıvrak
denilen şalvar türünde aba pantolon giydikleri, diz kapağından
aşağısının açık olduğu,
ceketlerinin cepken şeklinde, daha basit giyim tarzı
olduğu bilinmektedir. Bellerine, örme dolap dediğimiz
dolak doladıkları, başlarında
sarık ya da fes bulundukları söylenmektedir.
Atatürk devrimlerinden önceki durumlara göre, bu tarz
kıyafetler kullanmışlardır.Ancak hızlı
bir şekilde çağdaş yaşama ayak uydurabilen
köyümüz erkekleri, Atatürk devrimlerinden sonra pantolon,
ceket, normal ayakkabı giymeye ve başlarınada,
şapka devrimiyle birlikte şapka giymeye başlamışlardır.
Bugün hala şapka yaşlılarımızda görülmekte
ve kullanılmaktadır.
Kadınlarımız, ayaklarında şalvar,
üstünde entari denilen ve başlarındada çember ya da
bez dediğimiz başörtüsünü kullanmaktaydı.
Şu anda düğünlere gidilirken, daha geniş,
yan bez dediğimiz bir beyaz örtü kullanılmaktadır.
Ayrıca atkı denilen bir başörtüsüde kullanılmaktadır.
Yaşlılarımızda, ferece denilen başörtüsü
bulunmakta ve inançları gereği, erkeklerden kaçma
denilen, ferece, atkı, çember yada yanbezlerini önlerine
çekerek, erkeklere bakmadan geçme gibi bir adet görülürdü.
Ama bugünkü modern çağda, köyümüz halkında
erkeklerimizde görüldüğü gibi, kadınlarımızda
da bu değişimler göze çarpmaktadır.Günümüzde
kadınlarımız, başı açıkta
gezebilmekte ve hiç kimsede bunu kınamamaktadır.
Trakya bölgesinden geldiğimizde, erkeklerin kıvrak
denilen şalvar türünde aba pantolon giydikleri, diz kapağından
aşağısının açık olduğu,
ceketlerinin cepken şeklinde, daha basit giyim tarzı
olduğu bilinmektedir. Bellerine, örme dolap dediğimiz
dolak doladıkları, başlarında
sarık ya da fes bulundukları söylenmektedir.
Atatürk devrimlerinden önceki durumlara göre, bu tarz
kıyafetler kullanmışlardır.Ancak hızlı
bir şekilde çağdaş yaşama ayak uydurabilen
köyümüz erkekleri, Atatürk devrimlerinden sonra pantolon,
ceket, normal ayakkabı giymeye ve başlarınada,
şapka devrimiyle birlikte şapka giymeye başlamışlardır.
Bugün hala şapka yaşlılarımızda görülmekte
ve kullanılmaktadır.
Kadınlarımız, ayaklarında şalvar,
üstünde entari denilen ve başlarındada çember ya da
bez dediğimiz başörtüsünü kullanmaktaydı.
Şu anda düğünlere gidilirken, daha geniş,
yan bez dediğimiz bir beyaz örtü kullanılmaktadır.
Ayrıca atkı denilen bir başörtüsüde kullanılmaktadır.
Yaşlılarımızda, ferece denilen başörtüsü
bulunmakta ve inançları gereği, erkeklerden kaçma
denilen, ferece, atkı, çember yada yanbezlerini önlerine
çekerek, erkeklere bakmadan geçme gibi bir adet görülürdü.
Ama bugünkü modern çağda, köyümüz halkında
erkeklerimizde görüldüğü gibi, kadınlarımızda
da bu değişimler göze çarpmaktadır.Günümüzde
kadınlarımız, başı açıkta
gezebilmekte ve hiç kimsede bunu kınamamaktadır.
|
|
| Şivemiz
ve Biz... Uzunalanca |
|
|
Köyümüz halkı, Bulgaristandan geldiği
şeklindeki şivesi
gelerum Geloorum sözünü kullanmakta ve bütün
konuşmalarda, geliyorum, gidiyorum demek yerine
Geloorum,Gidoorum sözlerini kullanmışlardır.
Günümüzde yaşlılarımızda bu şive
farkı görülmektedir.
Köyümüzde kadınlara Mari denilmekte,
erkeklere be! diye hitap edilmekte, büyüklere ise ba!
denilmektedir.Bunun amacı, büyük,yaşıt
ve küçük ayrımı yapılmasıdır.Örneğin;
Noldu be Meemet?(Yaşıt), Noldu ba Hasan
Aga(Büyük).
Mari kelimesi genellikle kadınlar arasında
kullanılan bir kelime olup, anlamı da bir seslenme ünlemi
olarak bilinir.Kadınlarımız diyaloglarından
şöyle bir örnek verebilriz; Mari Fatme bu kızan
kimin? cevap Selimenin çocuk o....Tanımoormusun?
Sende Mariii!
İsla kelimesinin anlamı güzel demektir.
Bu kız çok isla denildiğinde o kızın
güzelliğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır.
Bazı konuşmalarımızda, bizim halkımız
kelimeleri veya yapılacak bişeyi tam hatırlayamazlarsa
Haştoraa,Haştebüüle, Şüüle, İşte
üüle, İşiittiriveecen gibi kelimeleri geçiştirmek,
konuşmaları doldurmak amacıyla kullanırlar.
Köyümüzde Köy kelimesi bile Küü olarak
hitab edilir.Hatta ve hatta bu şive gençelrimizde bile görülmektedir.
|
| Köyümüz
ve Misafirlerimiz... |
| |
|
Türk milletinin misafir perverliğini, bizim muhacır
milletinde aynen görürüz.
Bugün,
ekonomik imkanları sınırlı ailelere rağmen,
iki odalı evler yapılır. Bu odalardan bir tanesi,
özellikle misafire ayrılır ve bu oda misafir odası
şeklinde halk arasında tabir edilir.
Eve misafir geldiğinde çok saygılı bir
şekilde karşılanır. Gelen
misafire en güzel yemekler ikram edilir.
Köye gelen, belli arkadaşı, akrabası, tanıdığı
olmayan misafirlerde, köy odalarında nöbet usulü denilen
yemek çıkarılarak, köy halkı tarafından sırayla
verilir.
Eskiden misafirler evlerden, yatak yorgan getirilerek köy
odalarında barındırılmaktaydı. Ama son
zamanlarda bunlarda modern koşullara göre değişim
göstermiştir. Şu an köyümüzde
misafir odası bulunmaktadır. Köy muhtarı
tarafından, köy korucusuna bilgi vererek, misafirlerin
yemek, barınma ve sağlık ihtiyaçları karşılanmaktadır..
|
|
|